HEMATOLOJİ

 

GRANÜLOSİTLER

             Kemik iliğinden köken alan ve hem lenfosit hem de monositlerden farklı olan bu hücreler, çekirdekleri lobüler olduğundan "polimorf lökositler" olarak da bilinirler. Çok sayıda sitoplazmik granüllere sahip olmaları tipik özellikleridir.

                Granülositler kendi içlerinde morfolojik ve granüllerin boyanma özelliklerine göre nötrofil, bazofil ve eozi­nofil olarak olmak üzere üçe ayrılır.

 

Nötrofiller

             Lökositlerin %60'ının oluştururlar.

                Multilobüler çekirdekleri ne­deniyle polimorfonükleer nötrofiller (PMN) olarak da bilinirler.

                Dokulara geçmeden önce 7-10 gün dolaşımda bulunurlar. Yaşamları kısadır.

                İçlerine aldıkları materyeli etkisiz duruma getirdikten sonra genelde ölürler. Bu nedenle bakteriyel enfeksi­yonlarda oluşan iltiabın temel bileşeni ölü nötrofiller ve debris­leridir          

                Genellikle enflamasyon bölgesine ilk giden hücrelerdir.

                Yüzeylerinde her tip kimyasal çekici için çok sayıda reseptörler bulunur. Nanomolar konsantrasyonlardaki kemotaktik faktörleri algılayıp dolaşımdan dokulara geçebilirler.

                Marginasyon ve diapedez genellik­le kan akımının daha yavaş ve duvarın daha ince olduğu postkapiller damarlarda gerçek­leşir

            

Eozinofiller

             Periferik yaymada eozinofilerin sayısı normalde %0-3 arasında değişir..

                Dokulardaki sayıları ise kandakine göre 100 kat daha fazladır. Çekirdekleri iki lobludur ve nükleolus içer­mez.


               

           

 

 

            En belirgin özellikleri, salgılanmaya hazır toksik prote­inler içeren çok sayıdaki granülleridir.

            Granüllerde majör bazik protein (MBP -lipid membranlarda hasar oluşturur), eozinofll kationik protein (ECP), eozinofil kökenli nörotoksin (nöronla­rın myelin kılıfını zedeler), eozinofil peroksidaz ve çeşitli sitokinler bulunur.

                Dokuda yerleşmiş eozinofillerde bulunan küçük granüller, arilsülfataz B, asit fosfataz, katalaz ve gelatinaz enzimleri içerir.

            Granüller­de, intrensek lipofosfolipaz aktivitesi olan Charcot­ Leyden kristalleri bulunur.

              Parazit hastalıkları­nın sık karşılaşıldığı ülkelerde eozinofilisi olan hastalarda (>450 hücre/mm3) öncelikle, özellikle Toxocara türleri, Ascaris, şeritler, çengelli solucanlar, Fasciola, Strongyloi­des, filarial nematodlar, Schistosoma'nın etken olduğu paraziter hastalıklar düşünülme­lidir.

                Endüstrileşmiş ülkelerde ise öncelikle ilaç, yiyecek veya temasa dayalı allerjik tep­kimeler düşünülür. Astım gibi allerjik reaksiyonların parazitlere karşı savaş için özelleş­miş sistemin bozuk çalışmasına bağlı geliştiği düşünülür. Bu nedenle astım tedavisinde eozinofillerin akciğerde birikmesini önleyerek hasar engellenmeye çalışılır.

 

BazofiIler

              Dolaşımdaki lökositlerin %0,5-1'ini oluştururlar.

                Granüllü sitoplazmaları bazik bir boya olan metilen mavisi ile boyandığı için bazofil denilmiştir.


                 Fagositik olmayan gra­nülositlerdir.

                Sitoplazmik granüllerinde bulunan farma­kolojik olarak aktif ürünleri ile işlevlerini yerine getirirler. Granüllerinin içeriği (histamin, SRS-A, heparin) bazı alIer­jik hastalıklarında ana rol oynar

 

 

LENFOSİT –MONOSİT: Lenfositler lokositlerin %20-30’unu oluştururlar.

B lenfositler

T lenfositler


Monositler (Mononükleer hücreler)

              Monositler kanda yaklaşık 8 saat dolaştıktan sonra gelişip büyür ve bir dokuya girerek makrofaj (histiosit olarak bilinir) şekline dönüşür.

              Makrofajların işlevleri başlıca fagositoz, öldürme, antijen sunulması ve sekresyonlar başlıkları altında incelenebilir.

 

ANEMİLER

HİPOKROM MİKROSİTER ANEMİLER

 Genel olarak demir, globin,hem veya porfirinin metabolizmasındaki bozukluğa bağlı olarak gözlenir.

Hipokrom mikrositler anemiler

            Demir eksikliği

            Bakır eksikliği

            Thalasemi

            Pridoksin eksikliği

            Kurşun zehirlenmesi

            sideroblastik anemi

            Atransferrinemi

            Kronik hastalık anemisi

            Aliminyum zehirlenmesi

            Demir metabolizması ve hemoglobin sentezi kusurlarına bağlı anemiler genelde hipokrom mikrositerdir

Demir emilimini arttıran maddeler:

            HCl

            vitamin C

            sitrik asit

            aminoasitler

            şekerler

Demir emilimini azaltan maddeler:

            fitatlar

            fosfatlar- oksalat

 

Demir Eksikliği Anemisi

Dünyada en sık karşılaşılan anemi tipidir

Etiyoloji:

            en sık sebebi yetersiz beslenmedir

            kadınlarda:menstrüel kanama

            erkeklerde:peptik ülser kanaması

Yeni doğanda ve hızlı büyüme çağında gereksinim artmasına bağlı

A. deudonale ve N. amerikanus Fe eksikliğine neden olan parazitlerdir.

NSAİİ’dan en sık asetil salisik asit kullanımına bağlı Fe eksikliği anemisi gelişir.

 

 

İnfantlarda demir eksikliğinin nedenleri:

            süt ile beslenme (en sık)

            kordonun erken klemplenmesi

            dengesiz beslenme

            kan kaybı

            Düşük doğum ağırlığı

Klinik:

             başlıca semptomlar halsizlik ve yorgunluktur

 Pika

 tırnaklarda kolay kırılma, atrofik dil (epitelyal değişiklikler)

 Kaşık tırnak

             Splenomegali (%10)

             KİBAS, papil ödem ve psödotümör verebri

 Disfaji (Plummer Wilson sendromu)

 

 Tanı:

 Hb düşük, MCV düşük,

             RDW yüksek

 Periferik yaymada hipokromi ve mikrositoz

 Demir bağlama kapasitesi yüksek, serum demir düzeyinde düşme

 ferritin düşüklüğü

 kemik iliğinde demir yokluğu

 ilk laboratuar bulgusu depo demirinin azalmasıdır.

Tablo: Normal Hemoglobin Değerleri

Yaş/cinsiyet

Hemoglobin değeri

Hematokrit

Doğum

17

53

Çocukluk

12

36

Adölesan

13

40

Erişkin erkek

16 (± 2)

47 (± 6)

Erişkin kadın (premenapozal)

13 (± 2)

40 (± 6)

Erişkin kadın (postmenapozal)

14 (± 2)

42 (± 6)

Gebe

12 (± 2)

37 (± 6)

 

 

 

 

Tedavi:

Ferrous sülfat (++) değerlikli oral formu verilir.

Oral demir preperatlarını tolere edemeyen hastalarda ise parenteral demir preperatlarından demir dekstran veya demir sitrat kullanılır.

Tedaviden 7 gün sonra retikülositoz görülür

İlk düzelen klinik bulgu halsizlik ve yorgunluğun düzelmesidir.

İlk düzelen laboratuar bulgusu retikülositozdur.

İlk düzelen bulgu hipokromidir

En son düzelen laboratuar bulgusu ferritin düzeyidir.

 

Kronik Hastalık Anemisi

Romatoid artrit gibi inflamatuar hastalıklar, ciddi infeksiyonlar ve karsinomaların seyrinde görülür

En sık kronik böbrek yetmezliğinde görülür
 Fizyopatoloji:

            Hemoglobin düzeyi genelde %8-10 gram arasındadır

            Demir deposu bol ancak kemik iliği tarafından kullanılmasında yetersizlik vardır. (Demir RES te birikir)

            Eritropoietine kemik iliğinin yanıtında bozulması

            İnflamatuar durumlarda artan İL- 6 veya TNF’in rolü var.

Tanı:

            Hafif hipokromi ve mikrositoz (Normokrom-normositer)

            MCV düşük/normal

            Kemik iliğinde bol demir varlığı kuvvetli pozitif

            Serum demiri ve serum bağlama kapasitesi azalmıştır

            Serum ferritin artar

 

 Tedavi

            Altta yatan inflamatuar patolojinin tedavisi

            KBY de eksojen eritropoetin

 

SİDEROBLASTİK ANEMİLER
 Fizyopatoloji:

            Hem sentezinde kusur vardır

            Ferroşetalaz enzimi çalışamaması nedeniyle serum demiri kullanılamaz (en sık neden)

kurşun, alkol, izoniazid gibi ajanlar protoporfirin sentezindeki enzimleri inhibe ederler

            hipokromik ve mikrositiktir

 

Herediter sideroblastik anemi:

            X‘e bağlı geçer 

            ALA sentetaz enziminde konjenital defekt

           

Tanı:

            kesin tanı için kemik iliği aspirasyonu gerekir

            hemoglobin düzeyi genelde%8-10 gr arasındadır

            60 yaşın üzerindekilerde ciddi anemi sebebidir

            periferik yaymada dimorfik hücre populasyonu ve arada çok küçük eritrositler hipokrom mikrosit hücrelerle birlikte hafif makrositik hücreler diagnostiktir

            kemik iliğinde eritroid hiperplazi, demir boyamasında yüzük sideroblastlar

            serum ferritin ve demir düzeyleri artmış, transferin saturasyonu yüksek, demir  bağlama kapasitesi düşüktür.

Tedavi:

            Alkol veya izoniazid gibi ajanlara bağlı olanlarda ilacın kesilmesi

            Yüksek doz pridoksin

            Ekzojen eritropoetin

 

 

Talasemiler

 Globulin zincirlerinden birinde sentez bozukluğu vardır

ALFA TALASEMİ

Normalde 4 alfa globin zinciri geni vardır.

3 gen varlığında (x- / xx) sessiz taşıyıcı,

2 gen varlığında (x- / x- ya da  — / xx) ( alfa talasemi taşıyıcı)

 Hipokromi ve mikrositoz,

 hemoliz ve anemi yok veya hafifdir

 retikülosit normaldir

 HbA2 düşük veya normaldir

1 gen varlığında (-- / -x) Hb H hastalığı

 kompanze hemoliz var,

 retikülosit artmış,

 PY da hipokromi, mikrositoz, hedef hücre, Heinz cisimleri (beta zincir çökeltileri),

 ikter ve splenomegali

Hiç alfa geni yoksa (—/—) Hb Barts (Gama 4)

Bu durum yaşamla bağdaşmaz.

Fetus hidrops fetalis nedeniyle kaybedilir.

BETA TALASEMİ

            Beta zincir sentezi azalmasıdır. Beta zincir sentezindeki azalmaya göre heterojen bir grup hastalığı kaplar. 

Beta talasemi trait (talesemi minör, talasemi taşıyıcılığı);

Heterozigotturlar. Total eritrosit sayısı artmıştır.

Anemi varsada hafiftir. RDW normal.

Çoğunlukla asemptomatik, SM çok nadir olabilir.

Periferik yaymada hipokromi, mikrositoz, target celler, bazofilik stipling görülür.

Tanısı hemoglobin elektroforezinde HbA2’nin >%3.5 olması ile konur.

ß talasemi majör (Cooleys anemisi)

Doğuşta fetal hemoglobin hakim ve gama zincir sentezi normal olduğu için yaşamın ilk ayları normaldir.

Ancak ilk yıl içerisinde HbA fetal hemoglobinin yenini almaya başlayınca 6.aydan sonra anemi prezente olur.

Homozigotturlar, ağır anemi, büyüme bozukluğu, HSM, kemik deformiteleri vardır. HSM ve kemik deformitesi hematopoez artmasına bağlıdır.

HbA yok, HbA2 artmış, HbF çok artmıştır. PY’da hedef hücreleri, göz yaşı hücreleri, mikro-anizositoz-poikilositoz vardır.

 

Tedavi

kan transfüzyonu, Fe şelasyonu (desferoksamin), destek tedavisi ve splenektomi kullanılabilir. Genellikle 15-16 yaşında ölürler.

Talasemi majorde en sık ölüm nedeni sekonder hemokromatoza bağlı gelişen kalp yetmezliğidir

 

 

 


MAKROSİTİK ANEMİLER

            100 fl’den büyük eritrositlerle karakterizedir

Gelişmesinde 3 ana mekanizma rol oynar

1. Hızlanmış eritropoez

            retikülosit ve genç eritrositler normalden büyüktür,sayıca artmışlardır

2. Membran yüzey alanı genişliği

            En sık karaciğer hastalığı olanlarda olur

            Karaciğer hastalıklarında LCAT (Lesitin Kolestrol Açil Transferaz) enzim sentezi azalır ve plazma serbest kolesterolü artar

            plazma lipid düzeyi arttığında eritrosit üzerine absorbe olur

3. DNA sentez bozuklukları

            klasik megaloblastik anemilerin karakteristik özelliğidir. Nükleostoplazmik dissosiasyon (vitamin B12 ve folik asit eksikliğinde görülür. )

            anormal derecede büyük hücreler oluşur (dev megakaryositler)

           

Etiyoloji:

            En sık vitamin B12 veya folat eksikliği sonucu oluşurlar

            İlaca bağlı DNA sentez bozukluğu (metotreksat, trimetoprim, primetamin fenitoin)

 

B12 Eksikliği

En sık nedeni terminal ileumdan absorbsiyonu için gerekli olan intrinsek faktörün eksikliğidir (pernisiyöz anemi)

Diğer nedenler: sık vejeteryan diyet, bakteriyel aşırı çoğalma ile birlikte olan kör barsak sendromu (postgastrektomi sendromu), bazı balık paraziti infestasyonları (Difilobatrium latum)

İlaçlardan kolsisin, nitröz oksit, paramino salisilik asit ve neomisin B12 eksikliği yapar.

Klinik olarak

             dilde glossit

             papillalarda atrofi (Hunter dili)   

 idrarda metil malonik asit artışı

 pernisiyöz anemi

             posterior spinal kord nöropatisi

 makrositer anemi

 anemi ile birlikte makrositer eritrositler vardır

 lökositler ve trombositler de azalır

ineffektif eritropoez ve intramedüller hemoliz nedeniyle 600 IU/dl’yi geçen LDH değerleri saptanabilir

periferik yaymada karakteristik oval makrositler ve hipersegmente polimorf nüveli lökositler

Terminal ileum B12 reseptörünün doğuştan bulunmadığı hastalık İmmerslund Grasbeck sendromudur.

vitamin B12 eksikliğinin ayırıcı tanısında Schilling testi yapılır.

Tedavi

            B12 replasmanı

 

Folik Asit Eksikliği

            yetersiz alım veya absorbsiyon sonucu en sık alkoliklerde rastlanır.

            kronik hemodializ B6, C vitamini ve B9 ve folik asit eksikliği yapar

            pansitopeni vardır

 

 Klinik bulgular:

Bulgular B12 yetmezliği ile aynıdır.,

Laboratuar:

idrarda formiminoglutamik asit yüksekliği (FİGLU testi ile ölçülür) folat eksikliğini gösterir.

 

 

 Tedavi:

            Folik asit eksikliğinde oral folik asit preperatları

 

NORMOKROM NORMOSİTER ANEMİLER

Hipoplastik veya Aplastik Anemi

  ana hücrelerin azalması veya yokluğu ile karakterize intrensek kemik iliği hastalıklarıdır

  pansitopeni oluşur

              K.I.’de selülarite <%25’dir.

              K.I.’de hücresel elemanların yerini yağ hücreleri almıştır.

  serum eritropoetini artar

  mortalite oranı yüksektir

  kemik iliği transplantasyonu küratiftir

  Retikülosit sayısı düşüktür.

 

 

 

FANKONİ APLASTİK ANEMİSİ

            6-8 yaşlarında prezente olur.

            DNA tamir defekti olup spontan kromozomal kırıklar bulunur.

            Pansitopeni ilk semptomdur.

iskelet, kalp, böbrek anomalileri gözlenir.

Kafe-au-lait spot bulunur.

Bu çocuklarda lösemi riski artmıştır.

Tanı:

            K.İ biopsisi

            Kromozomal kırık çalışması

Tedavi:

            Androjen (anadrolone, oksimetalon)

            Steroid

            KİT

 

İDİOPATİK APLASTİK ANEMİ

Etiyoloji:

            idyopatik (tüm vakaların %60’ı)

            Virüslerden en sık HCV

            HIV

            SLE

            Kimyasal maddeler (en sık benzen), kloramfenikol, fenilbutazon

            paroksismal noktürnal hemoglobinüri (PNH)

            toksik ajanlar

            konjenital

            malignansiler

            Schwachman-Diamond sendromunda aplastik anemi ve pankreas yetmezliği görülür

Tedavi:

            İmmunsupresyon (ALG, ATG)

 

 

 

Miyelofitizik Anemiler

             kemik iliği infiltrasyonu ile karakterize (miyelom, karsinom )

             kemik iliği yapısının bozulduğu anemilerdir

 periferik yaymada immatür beyaz kan hücreleri ve normoblastlar (lokoeritroblastozis )izlenir

 tanı:

kemik iliği aspirasyon ve biyopsisi iledir.

 Tedavi:          

Primer hastalığa yönelik

 

HEMOLİTİK ANEMİLER

 Genelde kemik iliği intrensek olarak normaldir, retikülosit sayısı artmıştır

 Eritrosit yıkım artışı bulguları

             eritrosit yarı ömrü kısalması

             yüksek serum LDH düzeyi

             haptoglobulinde azalma

 Artmış ilik aktivitesi

 retikülositoz

 ilikte eritroid hiperplazi

 

Periferik yayma:

            büyük polikromatik hücreler (retikülositler)

            normoblast (şiddetli anemide)

            lökositozis

            bazofilik stippling

 

Hemolitik anemilerde;

            eritroid/myeloid oranında artış

            idrarda ürobilinojen artar

            gaytada sterkobilinojen artar

            kanda methemoglobin artışı

            kanda hemopeksin seviyesinde azalma

 

Ekstrensek Faktörlere Bağlı Hemolitik  Anemiler

1. otoantikorlar

 Coombs - pozitif hemolitik anemiler

2. eksojen ajanlar

 malarya parazitleri gibi

 

 

3. dolaşım bozuklukları

lipid bozuklukları (ilerlemiş karaciğer hastalığında görülen spur- cell anemi)

DİC sendromu

suni kalp kapakçıklarına bağlı travmatik eritrosit yıkımı

Marş Hemoglobinürisi

Mikroanjiopatik hemolitik anemi nedenleri: DIC (en sık), TTP, HÜS, eklampsi, vaskülit, ağır HT

 

İntrensek Faktörlere Bağlı Hemolitik Anemiler

konjenital bozukluklar sonucu eritrositler hemolize duyarlı hale gelir

Membran bozuklukları :Herediter sferositozis

Patolojik Hb: HbS-HbC

Enzim eksikliği: G-6-P-D

 

Herediter Sferositoz

Tanım:

 Eritrosit membranında bulunan ankrin ve spektrin proteininin sentezlenmesinde defekt

 otozomal dominant geçiş

Klinik bulguları:

 anemi

 splenomegali

 sarılık

 

Laboratuar bulguları:

anemi

retikülositoz

sferositlerin varlığı

osmotik frajilite artmıştır

otohemoliz testinde bozukluk

 

 

Komplikasyonları:  

            hemolitik anemi

            megaloblastik değişiklik

            safra taşı oluşumu

            bacak ülserleri 

Tanı:

periferik yaymada karakteristik küçük, yuvarlak hiperkromik, santraldeki soluk alanı bulunmayan eritrositler (sferosit) görülür

Ozmotik frajilite testi

Tedavi

            sferositler frajildirler ve dalakta yıkılırlar

            splenektomi yapılır

 

Sferositoz görülen durumlar:

            yanıklar

            herediter sferositoz4

            coombs (+) hemolitik anemi

            splenomegali

 

HEMOGLOBİN BOZUKLUKLARI
Hemoglobin S (Hb S)

            En sık rastlanan hemoglobinopatidir

            Orak hücreli hemolitik anemiye neden olur

            Orak hücreli anemi dünyada en sık rastlanan hemoglobinopatidir.

            Beta zinciri 6. pozisyonda glutamat yerine valin gelmiştir.

            Bu hastalar plazmodium falsiporuma dirençlidir.

            Eritrosit içinde polimerize olan hemoglobin belirgin deformiteye ve ciddi kronik hemolize neden olur

            Hemoglobin değeri %5-10 dur

 

Klinik bulgular:

a. Kronik hemolitik anemiyle ilgili olanlar:

 normositik anemi,

             bilirubin ve LDH yüksekliği

 safra kesesi taşı hastalığı

 

b. Anormal adhezyon, oraklaşma ile ilgili olanlar ve vazooklüzyon:

             ağrılı vazooklüzif krizler (başlıca semptom ve morbidite nedeni)

             serebrovasküler olay akut ve kronik kardiyovasküler bozukluklar (cor pulmonale), priapizm

             splenik otoinfarktüsler

 iskelet sistemi değişiklikleri (femur başı aseptik nekrozu)

 Böbrek medulla iskemisine bağlı diabet insipitus

 

c. İnfeksiyon yatkınlığı ile ilgili olanlar

             pnömokoksik sepsis

 salmonella osteomyelitis

 

d. Orak hücreli anemide göz bulguları

 tekrarlayan vitreus kanamaları

 retinada mikroanevrizmalar

 arteriovenöz anastomozlar

             korioretinal enfarktüse bağlı pigmentasyon alanları

 

e. Sistemik Bulgular

Alt ekstremitelerin distal yüzlerinde sık, kronik ülserasyon görülür

Küçük çocuklarda metakarp veya metatarsallarda kapiller damarların tıkanması sonucunda

el-­ayak sendromu gelişir

 

 

Tanı:

 Sıckle cell anemide Na metabisülfit testi kullanılır

             Kesin tanı için hemoglobin elektroforezi gerekir.

 Prenetal tanısı ise 8-10. haftalık gebelikte yapılan koryon villus biyopsisi ile konulur.

 

Tedavi:

            destek tedavisi: transfüzyon, uygun sıvı tedavisi ve hidrasyon

            ağrılar için analjezik

            infeksiyon atakları yönünden izleme: Proflaktik depo penisilin tedavisi, pnömokok aşısı

            hidroksiüre ile Hb F düzeyinin arttırılması  

ORAK HÜCRE ANEMİSİNDE KRİZLER

Vazooklüzif kriz (en sık)

            En sık ekstremite ve mezenterik damarlarını tutar

            Ayak ön yüzünde ülserasyonlar, karın ağrısı oluşturur.

Transfüzyon, uygun sıvı tedavisi ve hidrasyon. Ağrı kesici olarak opiat analjezik.

 

Aplastik kriz:

 Enfeksiyonlar aplastik krize neden olan en sık ajanlardır en sık da parvovirüs B19 neden olur. Retikulositler aniden azalır.

 

Sekestrasyon krizi (en ölümcül):

Eritrositler dalakta toplanır. Şiddetli hipotansiyon ve kollaps oluşur.

Kan Tx yapılmalıdır.


 

SİTOPLAZMA ENZİM BOZUKLUKLARI

            konjenital hemolitik anemiye neden olur

erken hemoliz oluşur

Glukoz-6-fosfat Dehidrogenaz Yetmezliği

            En sık görülen enzim yetmezliğine bağlı hemolitik anemidir.

            X’e bağlı resesif

            Bakla yenmesiyle hemoliz olur (Favism)

            Oksidan etkiler hemolitik anemi yapar.

            Neonatal sarılık olur.

            İlaca bağlı hemolitik anemi görülür.

 

G-6PDH eksikliğinde hemoliz yapan ilaçlar

Analjezikler (aspirin, fenasetin, asetanilid)

Antimalaryal ilaçlar (kinin, primaquin, primethamin, klorokin)

Antibakteryel (Dapson, sulfonamidler, kloramfenikol, nitrofrantoin...)

Vit K, probenesid, p-amino salisilik asit, dimercaprol

kinidin, fenil hidrazin.

 

G6PDH eksikliği falsiparum tipi malaryadan koruyucu etki yapar.

Kriz esnasında eritrositlerde “Heinz body”ler saptanır.
G6PD, heksoz monofosfat şantında glikoz metabolizmasını başlatan enzimdir.

Tanı:

G-6-P-D enzim eksikliğinin gösterilmesi.

Tedavi:

            Akut hemolizde kan nakli

            Hidrasyon

İMMUN HEMOLİTİK ANEMİLER

Soğuk Tip Otoimmün Hemolitik Anemi

IgM tipi antikorlar soğuk tip otoimmün hemolitik anemi yaparlar:. Antikorlar eritrosit membranındaki I / i antijene kerşı oluşur.

Etioloji:

 Mycoplasma pneumonia

 Enfeksiyonlar

 Lenfoma

 

Klinik

Özellikle soğukta Raynaud semptomları görülür. Ayrıca akrosiyanoz tabloya eşlik eder. Morarma özellikle burun, kulak ve ekstremitelerde olur.

 

Tanı:

Otoimmun hemoliz kanıtlanmasında direkt Cooms yapılır.
Tedavi:

            Karaciğerde sekestrasyon oldupundan splenektomiden yarar görmezler.

Kortikosteroid

Klorambusil

Rituximab (ant-CD20)   

 

Sıcak Tip Otoimmün Hemolitik Anemi

Antikor genelde Rh antijenine yöneliktir.

IgG tipi antikorlar sıcak tip otoimmün hemolitik anemi yaparlar.  

Sensitize olmuş eritrositler dalakta yıkılır.

En sık otoimmün hemolitik anemi tipidir (%70-80)

Evans Sendromu: Sıcak tip otoimmün hemolitik anemi + trombositopeni tablosu

 

Sekonder nedenler:

             Otoimmun bozukluklar (SLE)

 Lenfoma

 KLL

 Hodgkin hastalığı

 Karsinoma

 İlaçlar (metildopa, penisilin, kinidin)

            RA, skleroderma, ülseratif kolit

 

Klinik:

            Sarılık, splenomegali, hepatomegali, lenfadenopati

            Anemi, MCV artar

Retikülosit artar, indirek bilirubin artar, idrarda ürobilinojen artar

LDH artar, mikrosferositler vardır.

Tanı

Direkt COOMB’s (+)

 

Tedavide

steroid ilk tercihtir.

            Splenektomi

 

Paroksismal Soğuk Hemoglobinürisi 

Paroksismal soğuk hemoplobinürisi eritrosit “P” antijenine karşı gelişen IgG tipi soğuk antikorlarla oluşur. (Donath-Landsteniner antikoru)

En sık kızamık, kabakulak, enfeksiyoz mononükleoz ve sifiliz infeksiyonları ile birlikte olur.

            Kış aylarında, soğuk havalarda reynould fenomenine benzer akral siyanoz ve sürekli hafif bir hemolitik anemi izlenir.
            Livedo retikülaris, ayak ve el parmaklarında ağrılı siyanoz.

            akrosiyanötik bölgede kuru gangren

Tedavi

            Sfilizin tedavisi

            Kortikosteroidler ve sitotoksik ajanlar (siklofosfamid)

Splenektomi yarar sağlamaz

 

Paroksismal Nokturnal Hemoglobinüri (PNH)

Edinilmiş eritroid kök hücre defektidir.

Anchor olarak anılan GPI (glikozileinozitofosfat) eksikliğine bağlı gelişir. GPI olmadığından eritrositleri komplemana karşı koruyan CD55-CD59 eritrosit membranına tutunamaz.

            Geceleri hemoliz, hemoglobinüri atakları, demir eksikliği anemisi, pansitopeni, tekrarlayan trombozlar (Budd-Chiari, serebral tromboz) ve karın ağrısı ile karakterizedir. 

            Pansitopeni (trombosit ve lökositlerde yıkılır)

            Tipik olarak sabah idrarı koyu renktir.

            30-50 yaşlarında sıktır.

            Coombs testi (-)tir.

Tanı:

Asit HAM  testi (komplemanlı ortamda eritrosit hemolizini gösteren test)

sukroz lizis testi (şekerli su testi)

eritrosit membranında CD59, CD55 eksikliğinin gösterilmesiyle kesin tanı konur.

 

Komplikasyonlar:

PNH’lı hastalarda AML sıklığı artmıştır.

En önemli ölüm nedeni venöz trombozlardır.

 

Tedavi:

 Oxymetholon ve kortikosteroidler verilebilir.

             PNH’da enfeksiyonu, uykuyu, cerrahiyi takiben hemolitik krizler görülür.

 Hemosiderinüri izlenir.

 Demir eksikliği anemisiyle karışır.

             Aplastik anemi sıklığında artmıştır. (Retikulositopeni)

 

YENİDOĞANDA ANEMİ

Fetusun hemoglobini gestasyonel yaş arttıkça yükselir. Term bebekte kord kanında Hb, ortalama olarak 16.8g/dl’dir. (14-20 g/dl). Term bebekte 8-12, pretermde 6.haftalarda fizyolojik anemi görülür.

Fizyolojik anemi sebebi solunumun başlaması ile arteriel oksijen satürasyonunun yükselip eritropoietin sentezini baskılamasıdır.

Term bebekte Hb 9-11 gr/dl’ye düşer, pretermde ise Hb 7-9 gr/dl’ye kadar inebilir.

Erken fizyolojik aneminin tedavisinde demirin yeri yoktur. Hatta vitamin E düzeyi düşük prematüre bebeklere erken demir verilmesi, eritrosit memebranındaki lipidlerin peroksidasyonuna yol açarak hemolizle aneminin artmasına neden olur.


Yenidoğanda anemi 3 mekanizmayla meydana gelir:

1-Kanama (Hemorajik anemi):

a. Plasentanın bütünlüğünü kaybetmesi

b. Plasental damar veya umbilikal kordda anomaliler

c. İkiz-ikize kanama

d. Fetomaternal kanama: (En sık) Kleihauer-Betke testi: Bu test ile anne kanında fetal eritrosit bulunup  bulunmadığı incelenir.

e. Umbilikal kord rüptürü

f. Kapalı alanlara kanama: (Sefal hematom, intrakranial kanama, visseral parankime kanama)

g. Hemostaz defekti ( DIC, K vitamini eksikliğine bağlı kanama, trombositopeni)

h. İatrojenik

 

2-Hemoliz (Hemolitik anemi):

a. İmmün hemoliz

b. Nonimmün hemoliz (sepsis, TORCH)

c. Eritrositlerde defekt (Enzim defekti, Hb defekti veya membran defekti)

d. Sistemik hastalıklar (Galaktozemi, osteopetrozis)

e. Nütrisyonel eksiklikler (E vitamini eksikliği)

3-Hipoplastik anemiler

a)   Konjenital(Diamond-Blackfan sendromu): Kemik iliğinin sadece eritrositer serisi eksiktir. Belirgin anemi doğumdan sonra 2-6 ayda ortaya çıkar. Hastaların %35’i doğumda anemiktirler. Hastaların yaklaşık %25’inde prenatal veya postnatal başlayan gelişme geriliği, başparmak anomalileri, kısa boy, konjenital kalp anomalileri, yele boyun, kraniofasiyal dismorfizm görülür.

Eritrositler normokrom makrositler özelliktedir(MCV artmıştır). HbF konsantrasyonu artmıştır. Trombositoz ve nötropeni vardır. Adenozin deaminaz (ADA) yükselmiştir. Kemik iliğinde eritrosit prekürsör sayısı azalmıştır. Kemik iliğinin diğer hücre kolonları normaldir.

b) Akkiz (Rubella ve sifilis enfeksiyonları, aplastik anemi)

 

TANI:

 

 

LÖSEMİ

 

 

 

 

 

 

KRONİK LENFOSİTİK LÖSEMİ

              En sık görülen lösemi tipidir; KML’den 2 kat daha sıktır.

              KLL sebebi bilinmemekteir. İyonizan radyasyon, virüslerin KLL ilişkileri yoktur. Diğer lösemilere göre KLL daha fazla ailevi tutulum göstermektedir. Çiftçilerde KLL riski daha fazladır.

 Kan, kemik iliği, lenf nodu, dalak ve diğer organlarda ilerleyici lenfosit birikimi ile karakterize

  neoplazmdır.

 50 yaşından sonra ve erkeklerde kadınlara göre 2 kat daha sıktır.

 Lenfositler olgun görünümdedir ve B lenfosit özelliği taşırlar. Ancak T markeri CD 5 taşırlar.

KLL genelde asemptomatiktir. Genellikle başka bir hastalığın tetkik edilmesi sırasında lenfositoz görülmesi ile tanı konur.

 Lenfadenopati, anemi, infeksiyon belirtileri (pnomoni), ileri dönemde trombositopeniye ait   
   kanamalar görülebilir.

 Lösemiler içinde en sık lenfadenopati yapan hastalık KLL’dir (yaygın LAP yapar)

KLL tanı kriterleri:

            Periferik kanda mutlak lenfosit sayısının>5000/ mm3 olması

            Kemik iliğinde lenfosit sayısının >%40 olması

            Monoklonal lenfositoz

KLL, tüm lenfositoz yapan hastalıklarla karışır. (CMV, EBV, tuberkülozis, toxoplazmozis)

KLL’nın RAI Sınıflaması:

             Evre 0 Sadece lenfositoz (kemik iliği ve kanda)

 Evre 1 Lenfadenopati + lenfositoz

 Evre 2 hepatomegali ve/veya splenomegali + lenfositoz

 Evre 3 Anemi (Hb<11 g/dl)+ lenfositoz

             Evre 4 Trombositopeni (<100x109/l)+Lenfositoz

Tedavi:

  Evre I ve II de tedavi verilmez, III ve IV de verilir.

  Tedavide klorambusil (alkilleyici) birinci tercihtir. Kortikosteroid de verilir. Tedaviye direnç varsa fludarabin verilebilir.  Fludarabin monofosfat adenozin analoğudur.

Rituximab, CD-20 antikorudur.

Alemtuzumab, CD-52 antikorudur. Fludarabin refrakter olgularda kullanılabilir.

KİT in surviv katkısı yoktur.

KLL’li olgular diffüz büyük hücreli lenfositik lenfomaya (Richter trasnformasyonu), ALL dönüşebilir.

Otoimmün hemolitik anemi sıktır. (en sık hemolitik anemiye neden olan malign hastalıktır)

 


KRONİK MYELOPROLİFERATİF HASTALIKLAR

1. Kronik Myelositer Lösemi (KML)

2. Polistemi vera

3. İdiopatik myelofibrozis (MMM)

4. Primer trombositoz

 

KRONİK MYELOSİTER LÖSEMİ

En sık 30-40 yaşında

Tek bir hematopoetik kök hücreden gelişen klonal bir çoğalma söz konusudur.

Philadelphia kromozomu (+) dir. (Kromozom 22 ve 9 resiprokal translokasyonu) c-abl/bcr füzyon geni oluşur. Bu gen tirozin kinaz aktivitesine sahip p210 peptidin yapımına neden olur.

p210 peptidin lösemik hücre çoğalmasını sağlar, apoptozi inhibe eder (myeloid seride artış)

En sık semptom halsizlik, yorgunluk gibi anemi semptomları ve sol üst kadranda dolgunluk hissidir.

Ateş, terleme, zayıflama (metabolizma artışı)

Solukluk, hepatosplenomegali

Nadiren LAP, kanama, tromboz görülür.

 

KML’de hastalığın 3 fazı vardır.

1. Kronik fazı

2. Akselere faz

            tedavi ile lökosit sayısının düşmemesi

            blastlarda artış

            tedaviye yanıtsızlık

            kliniğin kötüleşmesi, anemi ve trombositopeninin derinleşmesi

3. Blastik faz

KML li olguların 2/3’ü AML’ye; 1/3’ü ALL’ye dönüşür.

Tanı:

En önemli laboratuvar bulgusu lökositozdur. (>100.000/mm3)

Periferik yayma kemik iliği gibidir.

Trombosit artmış/N, eozinofili, monositoz

Diğer lökomoid reaksiyonlardan farklı olarak lökosit alkalen fosfatazın düşük veya sıfır olması ve Philadelphia kromozom (+) liği ile ayrılır.

Hipersellüler kemik iliği, myeloid seride artş.

Ürik asit artar, LDH artar, kemik iliğinde fibrozis görülebilir.

Tedavi:

İmatinib trirozin kinaz inhibitörüdür.

ürikozürik ilaçlar, hidroksiüre kullanılır.

Busulfanın kemik iliği supresor etkisi uzun sürmektedir. Cildde hiperpigmentasyon gelişir, akciğer fibrozisi olabilir.

Homoharringtonin t-RNA dan ribozoma aminoasit eklenmesini önler.

 

ERİTROSİTOZ

Etiyoloji:

ciddi akciğer hastalığı, ağır kalp yetmezliği, sağ- sol şantla giden siyanotik kalp hastalıkları, oksijene afinitesi artmış anormal hemoglobinlerin varlığı

fizyopatoloji:

hipoksi eritropoetin salgılanmasını artırır, eritrosit kitlesi artar

 

tanı:

klinikle konur. Arteriyel kan gazında oksijen saturasyonu %92’nin altındadır.

Semptomlar

            serebral kan akımındaki azalmaya bağlı başağrısı ve tinnitus

            trombotik komplikasyonlarda artma

            üst gastrointestinal hemoraji riskinde artma

            deri ve müköz membranlarda kırmızı siyanoz

Tedavi:

Hematokriti %55’in üzerinde olan hastalarda flebetomi

 

NEOPLAZİ SEBEPLİ ERİTROSİTOZ

            neoplastik eritropoetin kaynaklarıyla olur

 %90’ından fazlasının nedeni hipernefroma, serebellar hemangioblastoma, hepatoma ve uterus fibroidleri, adrenal adenom, menengioma, feokromasitomada eritrositoz oluşturabilir.

Tedavi:

CT ve USG ile tümörün gösterilmesi eritropoetin düzeyi ölçümü
 tümörün çıkartılması

 

POLİSİTEMİA VERA

            kemik iliği ana hücrelerinin gerçek bir neoplastik hastalığıdır . (bcl-XL artımı ve apopitozis azalmıştır) Ayrıca JAK 2 mutasyonu bulunur.

            kemik iliği eritropoetinden bağımsız, otonom olarak eritrosit üretir

            sekonder polistemiden eritropoetin seviyesinin normal veya normalden düşük olmasıyla PO2’nin normal olması ayrılır.

 

Tanı kriterleri

Tedavi:

flebetomi (yalnız başına uygulandığında en güvenilir yöntem)

radyoaktif fosfor (ileri yaştaki hastalar için) (Lösemi riski taşır)

kemoterapi (hidroksiüre birinci tercih)

Hastalarda şiddetli kaşıntı rahatsız edicidir PUVA, INF alfa yarar sağlar.

sürvival 7- 10 yıldır tedavi edilmeyen vakalarda 2-3 yıldır.

başlıca morbidite ve mortalite nedeni tromboembolik ve kardiovasküler olaylardır.

hastaların %5-10’unda lösemik transformasyon(AML) gerçekleşir

 

MYELOFİBROZİS

            orta yaşın hastalığıdır

            kronik myeloproliferatif hastalıklardandır

            primitif hematopoetik ana hücrenin monoklonal hastalığıdır. PDGF ve TPO bağlı kemik iliğinin fibrozisidir. K.i fibrozise gittiğnden dalakta kan yapımı olur. Buna bağlı splenomegali tipiktir.

 

Semptomları

            splenomegali, (en sık klinik bulgu)

            periferik kanda çekirdekli eritrositler, göz yaşı hücresi extrameduller hematopoez bulgularıdır.

            PV ve KML nin tüm bulguları görülebilir. Ancak hipersplenizm PV bulgularını maskeler.

Laboratuar:

            dev trombositler

            poikilositoz

            periferik yaymada miyelositler, metamyelositler

periferik yaymada gözyaşı hücreleri

hiperürisemi
            kemik iliğinde fibrozis


artmış LDH ve alkalen fosfataz (KC etkilenmesine bağlı)

Myelofibroz en sık KML ile karışır.

KML’den farlı olarak lökosit alkalen fosfataz (LAP) skoru normal ve Philadelphia kromozomu negatiftir.

 Tedavi:

Splenektomi

 

ESANSİYEL TROMBOSİTOZ

         Trombosit sayısının 500.000 üzerinde olmasıyla giden hastalıktır.

            Kemik iliğinde TPO, IL-3, IL-6, IL-11 sitokinlarin fazla yapımı sözkonusudur.

Semtomlar

            Özellikle 1 milyon üzeri değerlerde belirginleşir. (Migren, tromboemboli)

 

Ayrıcı tanı

 

 

 

Tanı:

Tedavi

            ASA (Anti-agregan)

            Anegralid, Quinazolin türevleri. Trombosit yapımını baskılarlar.

 

AKUT LÖSEMİLER

            Periferik kanda ve kemik iliğinde immatur lökositlerin (blast) varlığı (K.İ de >%30’dan fazla blast) ile kendini gösterir

 

AKUT LENFOBLASTİK LÖSEMİ

            ALL, 15 yaş altındaki çocuklarda en sık görülen kanser tipidir. Bloom, ataxi-talenjiektazi, Fankoni, Down sendromu, Klinefelter sendromu, Turner sendromu, SCID, Norofibromatoziste risk artar.

            Batıda bu yaş grubunda en sık ikinci ölüm nedenidir.

            Çocuk lösemilerinin %80’ini yetişkin lösemilerin %20’sini oluşturur.

            L1 en sık çocuklarda; L2 en sık yetişkinlerde; L3 en nadir tip.

            En sık görülen ALL tipi erken B prekürsor hücreli. CALLA + (common) (CD10 +) olan tiptir.

            En az rastlanan tip ise matür B hücreli ALL’dir.

            En kötü prognozlu ALL tipide matür B hücreli ALL ve L3 tipidir. L3 tipi, t (8-14) c-myc amplifikasyonu kötü prognozludur.

 

İmmunolojik Sınıflandırma:

1. B-Cell All

             Matur B ALL

             Prekürsor B Cell All (Pre-pre-B-ALL; common ALL) (en sık tip)

2. T-Cell ALL

            Pre T

            T-Cell : T-ALL için CD7 pozitifliği spesifiktir. T-ALL’de lökosit sayısı yüksek, lenfadenopati ve anterior mediastinal tutulum (timus) daha sıktır.

 

 ALL’de

            anemiye bağlı halsizlik, yorgunluk, çarpıntı.

            trombositopeniye bağlı kanamalar

            lökopeniye bağlı enfeksiyon

            yaygın kemik, eklem ağrıları

            ateş (%50)

            Lenfadenopati ve organomegali AML’ye göre daha sıktır.

Kafa çiftlerinden en sık VI ve VII kafa çiftleri tutulur.

Periferik yaymada blastlar görülür.

 ALL ve AML’de en sık ölüm nedeni enfeksiyonlardır.

Çocukluk Çağı ALL’de prognoz faktörleri

Faktör

İyi

Kötü

Hücre tipi

erken pre-B

B

cALLa (CD10)

(+)

(-)

Lökosit sayısı

<10.000/mm3

>100.000/mm3

Yaş

3-5 yaş

10 yaş

Sex

Kız

Erkek

SSS tutulumu

(-)

(+)

Organomegali

(-)

(+)

Mediastinal kitle

(-)

(+)

Kromozom

Hiperdiploidi, t(12;21)

Hipodiploidi, t(9;22), t(4;ll)

Tedaviye yanıt

Hızlı (< 1 ay remisyon)

Kötü (> 1 ay yanıt yok)

 

 

 

 

En iyi prognoz common ALL’dedir; CALLA (common ALL antijeni) pozitiftir.

Kemoterapi:

Remisyon indüksiyonu en sık prednizolon, vinkristin, antrasiklin (doksorubisin veya daunorubisin) ve L-asparaginaz kombinasyonundan oluşur.

Santral sinir sistemi profilaksisinde kraniyal ışınlama ve metotreksat kullanılır.

En seçkin tedavi kemik iliği transplantasyonudur, ikinci remisyonda yapılır.

 

Tedaviye bağlı geç komplikasyonlar:

 büyüme gelişme geriliği, endokrin anomaliler, sterilite. Serebral tümörlerden en sık gliomalar görülür, kranial radyoterapi uygulananlarda izlenir.

 

 

AKUT MYELOSİTER LÖSEMİ

            Tüm kanserlerin %1’idir, median yaş 60’dır.

            En sık M2 görülür; t(8;21); trizomi 8 M2 de görülür. Kloroma sıktır.

Tipleri:

M1: Maturasyon göstermeyen AML

M2: Maturasyon gösteren AML

            T (8-21) içerir. Auer rod içerirler.

M3 tip AML: (Akut promyelositik lösemi)

            diferansiasyon yapıcı ilaçlarla tedavi söz konusudur, diğer tiplerden farklılık gösterir.

            PML/RARA (retinoik asit reseptör alfa) füzyon proteini oluşur.

AML-M3 tedavisinde All trans retinoik asit (ATRA)  kullanılır.

            t(15;17) translokasyonu (füzyon protein oluşumu)

            Fagot hücreler (bol Auer body içeren hücreler) tipiktir.

            Organomegali görülmez.

            En sık SSS kanama AML-M3’de görülür.

            DIC sıktır (Kanserler içinde DIC’e en sık neden olan M3’dür)

 

HASTALIK

SUBTİP

KROMOZOMAL ANOMALİ

PROGNOZA ETKİSİ

ALL

Pre-B

Trizomi 4 ve 10

Olumlu

 

 

t(12;21)

 

 

Pre-B

t(4;11)

Olumsuz

 

Pre-B

t(9;22)

Olumsuz

 

B-cell

t(8;14)

None

 

General

Hyperdiploidy

Olumlu

 

General

Hypodiploidy

Olumsuz

AML

M1

t(8;21)

Olumlu

 

M4

inv(16)

Olumlu

 

M3

t(5;17)

Olumlu

 

General

del(7)

Olumsuz

 

Infant

t(4;11)

Olumsuz

 

AML-M4(myelomonositik) , M5 (monositik)

            Extramedüller tutulum sıktır.

            idrarda ve serumda lizozim (muramidaz) pozitif

hepatosplenomegali, dişeti hipertrofisi ve SSS tutulumu M4-M5 de sıktır. 

            inv 16, M4

t(9;11) M5 de sıktır

 

AML-M6 (Eritolösemi)

            Di guglielmo sendromu

            Radyasyon ve alkilleyici ajanlara maruz kalanlarda sıktır.

            COOMB’s (+); PAS (+)

            hipergamaglobulinemi, ANA (+) liği olabilir.

            sinovit ve diğer seröz boşluklarda sıvı birikimi daha sıktır.

 

AML-M7 (Megakaryositik lösemi)

            Kemik iliğinde fibrozis görülür; myelofibrozisde kemik iliği aspirasyonu zordur, ilik alınamayabilir.

AML ÖZELLİKLERİ

            En sık ve en ciddi komplikasyonlar kanama ve enfeksiyonlardır.
            Extrameduller tutulum granulositik sarkom veya myeloblastom şeklinde olabilir; yeşil
renklerinden dolayı kloroma denir.

            LAP, organomegali daha azdır, cilt tutulumu görülebilir.

 

Tedavi:

İndüksiyon tedavisinde en sık sitozin arabinozid kullanılır; en sık daunorobisin ile kombine edilir.

Gemtuzumab, CD 33 antikorudur. Özellikle 60 yaş üstü ve sitotoksik tedaviyi tolere edemeyecek hastalarda kullanılır.

Kemik iliği transplantasyonu

             ilk remisyondan sonra uygulanır

             transplantasyon öncesi kemik iliği toksisitesi açısından sınırlanmamış dozlarda ultra yüksek doz kemoterapi ya da tek başına veya radyoterapi ile birlikte verilir.

 uygun donör gereklidir.

 

Graft- Versus- Host hastalığı (GVHD):

  ilik transplantasyonundaki başlıca sorundur.

              Alloantijenlere(HLA-1)  karşı donör T hücrelerinin reaksiyonu sonucu gelişir.

              Major hedef organlar deri (dermatit), gastrointestinal traktüs (diyare) ve karaciğerdir

              Uzun süreli tedavi gerekebilir. En çok prednizolon, siklosporin ve düşük doz azotiopirinin bazı

kombinasyonları kullanılır. İnterstisiyel pnömoni, diğer enfeksiyonlar, doku reddi ve hepatik veno­oklüzif hastalık karşılaşılan diğer sorunlardır

 

Prognoz:

              ALL’li çocuklarda prognoz çok iyidir.%95’in üzerinde tam remisyon sağlanır

  AML’li hastalarda prognoz daha kötüdür. %75 oranında tam remisyon sağlanırken %25 erken ölüm görülür.

 

MDS (MYELODİSPLASTİK SENDROM)

Tanım:

Sitopeni ve kemik iliğinde dismorfik değişiklerle karakterize bir grup hastalıktır.

Etyolojisinde benzen, radyasyon, kemoteröpatik ilaçlar, sitogenetik anomalite (5q-) ve yaşlılarda sıklıkla idiopatik olarak görülebilir.

 

Sınıflaması;

1. Refrakter anemi: En sık görülen tip’dir.

2. Refrakter anemi ve ring sideroblastlar

3. Refrakter anemi ve blast artışı

4. Refrakter anemi ve transformasyonda blast artışı; K.İ. de %20-30, periferde %5’den fazla blast var, auer rodları görülebilir ve ve bu form sıklıkla akut lösemiye dönüşür.

5. Kronik myelomonositik lösemi

Klinik:

Yaşlıların hastalığıdır (ortalama tanı> 68) anemi ile bulgu verir. %20 vakada splenomegali görülebilir.

 

Periferik yayma:

Diseritropoez, dislokopoez, dismegakaryopoez görülür. 

Plateletler büyük ve granülsüzdür.

Pelger-Huet, ringed, veya anormal segmentli hipogranüle lökositler (Döhle cisimciği içerirler) görülür.

Total beyaz küre sayısı normal yada düşüktür.

 

Kemik iliği:

Hipo, normo veya hiperselüler olabilir, megaloid ve diseritropoetik değişiklikler,immatür megalomonositik formlar, halkalı sideroblastlar görülebilir.

 

Tedavi:

Herediter formunda piridoksin yararlıdır.

Hematopietik büyüme Faktörleri (EPO, G-CSF)

Hematopietik stem cell transplantation (HSCT)

5-Azacytidine – Decitabine( DNA metilasyonuna engel olur)

Lenalidomide (Talidomid türevi anti-anjiogenik)